ADRESLERİM

ADRESLERİM
Gebelik Üstüne Her şey etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gebelik Üstüne Her şey etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mayıs 2010 Pazar

Anakucağı


Bebeği olan anneler bilir işlerin nasıl zorladığını,anakucakları sert ya da kullanımı zor oluyor bebeği yerleştirmek ya da çıkarmak açısından,bazı kesımlerde bebekler iplerle anne bedenine tutturuluyor,bebek annenin bedeninin sıcağıyla uyuyor,anneyle geziyor her yeri,annenin aklı bebekte kalmıyor.

Bu sitede ise kumaş ile anakucağı yapılmış,bebek annesinin kucağında gibi mışıl mışıl uyurken anne ise boşa çıkan elleriyle işlerini yapabiliyor.

Bu anakucağının yapımı burada gerekli yapım aşamalarını bulabilirsiniz.

10 Nisan 2009 Cuma

Gebelik Belirtileri ve doğum tarihi hesaplama

GEBELİĞİN BELİRTİLERİ

Gebeliğin en önemli bulgusu adet gecikmesidir. Ancak her adet gecikmesi gebelik anlamına gelmez. Yaşam tarzındaki herhangi bir değişiklik, çeşitli rahatsızlıklar, diet, psikolojik durum değişiklikleri,


TÜPBEBEK TEDAVİSİ NEDİR?

Tüp bebek tedavisi; yumurtalıklardan alınan yumurtaların erkek eşten alınan spermler ile vücut dışında döllenmesi ve elde edilen embriyoların anne adayının rahmine transfer edilmesidir.

Endometriozis, antisperm antikorlarına bağlı immunolojik infertilite, erkeğe bağlı infertilite ve nedeni bilinmeyen infertilite vakalarında da tüp bebek tedavisi başarı ile uygulanmaktadır.

Tüp bebek uygulaması dört adımdan oluşur;
- Yumurtaların geliştirilmesi; yumurtalıkların uyarılması için hormon ilaçları kullanılır ve fazla sayıda yumurtanın olgunlaşması sağlanır.
- Yumurtaların toplanması; ultrasonografi eşliğinde ve lokal anestezi ile yumurtalar toplanır.
- Yumurtaların laboratuvarda döllenmesi; elde edilen yumurtalar ile erkek eşten elde edilen sperm laboratuvar koşullarında özel besiyerleri içinde bir araya getirilir.
- Embriyoların anne adayının rahmine transfer edilmesi; oluşan embriyolar ince bir kateter aracılığı ile anne adayının rahmine konulur.

2 Şubat 2009 Pazartesi

gebeliğin 3.üç ayında dikkat edilmesi gerekenler

  • Mide yanması
  • Bağırsak alışkanlıkları
  • Cilt değişiklikleri
  • Diş bakımı
  • Ödem(şişlik)
  • Çalışan kadınlar ve gebelik
  • Doğumun başlaması
  • Gebelikte demir ve folik asit alımı
  • 3.üç ayda doktora başvurulması gereken durumlar
Gebeliğin 3.üçayında karşılaşılabilecek durumlar,dikkat edilecek noktalar yukardaki gibidir.

Gebeliğin 3. üç ayı

Gebeliğin 3. üç ayında doktora başvurulması gereken durumlar şunlardır:

  • Bebek hareketlerinin azalması
  • Vajinal kanama
  • Karında düzenli ve ritmik kasılmaların başlaması
  • Devamlı ve şiddetli başağrısı
  • Görmede bozukluk
  • Ellerde ve yüzde şişlik
  • Ateş,titreme
  • İdrar yapmada zorluk

gebeliğimin 3.ayında beni neler bekliyor?

MİDE YANMASI

Özellikle gebeliğin son dönemlerinde meydana gelir.Nedeni mide içeriğinin,mide asidiyle birlikte,yemek borusunun alt kısmına geri gelmesidir.Bu kaçağın sebebi;büyüyen uterusun(rahmin)mideyi yukarı itmesi ve hormanal etkilerin neden olduğu özofagus(yemek borusu)alt uç sfinkterinin gevşemesidir.Gebelikte mide yanması sorunu,genellikle düzenlenen antasit tedavilerine çok iyi cevap verir.Ayrıca yatarken birkaç yastıkla başın yükseltilmesi de şikayeti giderebilir.

BAĞIRSAK ALIŞKANLIKLARI

Kabızlık,gebelikte sık görülen şikayetlerdendir.Bunun sebebi gebelik hormonlarının bağırsak hareketlerini azalştması ve büyümüş uterusun(rahmin) bağırsaklar üzerinde yaptığı baskıdır.Kabızlık,gebelikte sık rastlanan hemeroid(basur)problemine neden olabilir veya varsa kötüleştirir.Bu şikayetler bol su içerek ve bol sebze,meyve,salata yiyerek giderilebilir.İnatçı kabızlık durumlarında tedavi gerekebilir.

CİLT DEĞİŞİKLİKLERİ

Gebelikte bazen alın,burun üstü,yanak kemiği üzerindeki derinin koyulaşması ile beliren gebelik maskesi görülür.Ayrıca meme uçları ve karın bölgesinin orta hattı,çizgi şeklinde koyulaşabilir.Özellikle gebeliğin son döneminde aşırı gerginliğe maruz kalan karın cildinde çatlaklar oluşabilir.Ciltteki koyulaşmalar çoğu zaman doğumdan sonra geçer.Bu koyulaşmanın artmaması için güneşe fazla çıkmamak ve koruyucu kremler kullanmak gerekir.Gebelikte çatlaklar(strialar)doğumdan sonra genellikle gümişi beyaz rengini alır fakat nadiren kaybolurlar.Çatlaklar için bir çok çözüm(vitamin E,losyonlar gibi,öne sürülmesine rağmen hiçbiri etkili olamamıştır.

DİŞ BAKIMI

Gebelikte diş bakımı ve tedavisinin yapılamayacağı fikri yanlıştır.Dişetlerinin hipertrofisi ve kanaması sık görülen bir şikayettir.Basit dolgu işlemleri gebeliğin herhangi bir ayında emniyetle yapılabilir,ancak uzun sürebilecek tedavi işlemlerinin gebeliğin son aylarına ertelenmesi tavsiye edilir.

ÖDEM(ŞİŞLİK)

Büyüyen uterusun(rahmin)bacaklardan dönen kan akımı üzerine baskı yapması sonucu ayak bileklerinde görülen ödem,ciddi bir sorun değildir.Ancak bu bulgulara ilaveten ellerde ve yüzde şişlik oluşması önemli bir durumdur ve doktora başvurmayı gerektirir.Ayakta fazla kalmamak,otururken ayakları yukarı kaldırmak,aşırı tuzdan kaçınmak bileklerdeki ödemi azaltabilir.

ÇALIŞAN KADINLAR VE GEBELİK

Sedanter meslekleri olan kadınlar hamilelikte çalışmaya devam edebilirler.Gebelikte çalışma koşulları ile ilgili kesin sınırlar koymak zordur.Çünkü her gebenin kapasitesi,egzersiz toleransı,fiziksel yapısı ve gebeliğin seyri farklı olmaktadır.Fazla efor annenin oksijen tüketimini arttırır,sonuçta uterusa(rahime)ulaşan kan miktarı azalır.Bu nedenle gebelik süresince çalışmanın düşük kilolu yenidoğanla ilişkili olabileceği öne sürülmüştür.Aktivite ve stresin işten işe farklı olduğu muhakkaktır.Bu konuda öneriler kişiselleştirilmeli ve gebe kadının iş türü ve risk faktörleri hesaba katılmalıdır.

DOĞUMUN BAŞLAMASI

Doğum eyleminin başlaması;uterus(rahim)kasılmalarının başlaması veya vajenden sıvı gelmesiyle(membran rüptürü)çoğu kez farkedilir.Ancak gebeliğin son döneminde uterusta doğum eylemi ile ilgisi olmayan kasılmalarda sıklıkla görülür.

Gerçek Doğum Eyleminde;

  • Kasılmalar düzenli tekrarlar ve aralar giderek 2-4 dakikaya iner
  • Kasılmaların şiddeti giderek artar ve süresi 1 dk ya ulaşır
  • Rahim ağzında açılmalar olur
  • Dinlenmekle kasılmalar geçmez

Doğum Eylemiyle İlgisi Olmayan Kasılmalardaysa;

  • Kasılmalar düzensiz aralıklarla olur
  • Kasılma aralıkları uzundur ve düzenli tekrarlama olmaz
  • kasılmaların şiddeti aynı kalır
  • Rahatsızlık daha çok alt karın bölgesindedir
  • Kasılmalar çoğunlukla dinlenmekle geçer
  • Kasılmalar rahmin ağzında açılmaya neden olmaz
Gebeliğin herhangi bir döneminde aniden veya sürekli olarak berrak bir sıvının vajenden akması,zarların yırtıldığına işaret eder.Miaddaki bir gebelikte,zarların yırtılmasından sonraki 24 saat içinde genellikle doğum eylemi başlar.Doğum eylemi olsun,olmasın zarları 24 saatten daha uzun süre yırtık olan olgularda enfeksiyon gelişmesi olasılığı yüksektir.



GEBELİKTE DEMİR VE FOLİK ASİT ALIMI

Günümüz modern tedavi yaklaşımı gebelikte demir eksikliği tedavisinin folik asit takviyesi ile desteklenmesidir.Bu nedenle,genellikle folik asit katkılı oral demir preparatları kullanılmalıdır.Gebelikte bu preparatların düzenli kullanımı çok önemlidir.Demir ve folik asit eksikliğinde;nöral tüp defektleri,plasentanın önde gelmesi,abortus(düşük),erken doğum,düşük doğum ağırlıklı bebek gibi komlikasyonlar oluşabilir.

1 Ocak 2009 Perşembe

Aşılama (İnsemninasyon)


Yazdır
ImageYıkanmış spermlerin, cinsel ilişki olmaksızın, bir enjektör aracılığı ile direk rahim içine verilmesidir.

Sperm normal meni içinde bulunan diğer hücre ve maddelerden uzaklaştırılır ve sıvı bir çözelti haline getirilir. Daha sonra bu sıvı, normal adet döneminde gelişen veya ilaçlarla uyarılarak elde edilmiş yumurtaların tespit edildiği zaman rahime verilir. Böylece doğal bir döllenme olmasına yardım edilmiş olur

Aşılama işleminin yapılış tekniği


i
Kısırlığın erkeğe ait nedenlere bağlı olduğu durumlarda (ereksiyon zorluğu,sperm sayısı azlığı, postkoital test ve mukus penetrasyon testleri ile gösterilmiş servikal -rahim ağzı- mukus bozuklukları) ve sebebi bilinmiyen kısırılıkta tedavide kullanılmaktadır. Bu işlem için bir zamanlar hazırlanmamış, taze meni kullanılmış olmasına rağmen (halen yeterli donanımın olmadığı yerlerde kullanılmaktadır) yıkanmış sperm kullanımı daha az allerjik reaksiyon yapma ve daha yüksek gebelik oranları nedeniyle tercih edilmektedir.

IUI, meni sıvısındaki prostaglandin denilen maddelerin rahim kasılmalarına neden olması ve meniden mikrobik hastalıkların bulaşma olasılığı göz önünde tutularak mümkün olduğunca saf ve hareketli spermler kullanılarak yapılmalıdır. IUI 'daki başarı sperm sayı, yapı ve hızlarıyla yakından ilişkilidir. Yapısal olarak değerlendirme spermler boyandıktan sonra yapılmalıdır ve IUI kararı verilirken spermiogram tahlilinin özellikle bu yöntemle yapılıp yapılmadığına dikkat edilmelidir.

IUI için kullanılacak spermin hazırlanmasında, yıkama veya swim-up teknikleri kullanılarak, başarı oranının artırılması ve olası komplikasyonların azaltılmasına çalışılır. Orta derece ve siddetli erkek infertilitesi varlığında pahalı ve can yakan yardımcı üreme tekniklerinden önce ovulasyon takibi ve uygun zamanda aşılama kıymetli bir başlangıç tedavisi olarak denenmelidir.

Değişik sperm sayı ve kalite ölçütleri kullanılsa da genellikle 1.000.000 dan fazla hareketli spermi olanlarda bu tedavi denenebilir. Yumurtlamanın haplarla (klomifen sitrat) sağlandığı sikluslarında % 7, iğnelerle (gonadoropin) sağlandığı sikluslarında % 11 gebelik oranları bildirilmektedir. İlk 3 ay tekrarlayan uygulamalar sonunda gebelik oranının %40'ları bulduğunu bildiren yayınlar mevcuttur.

IUI için erkeğe ait gerekçeler:

  • Sperm sayı azlığı
  • Sperm şekil ve yapı bozuklugu
  • Anti-sperm antikorları varlığı (erkekte kendi spermini öldüren maddelerin olması)
  • Erken boşalma, retrograd (meninin geriye doğru ,mesaneye kaçması) ejekülasyon
  • Aşırı şişmanlık
  • Erkekte bazı organik (penis yapı ve ereksiyon bozuklukları)
  • Sebebi bilinmiyen kısırlık

IUI için kadına ait gerekçeler:

  • Vaginanın çeşitli nedenlerle aşırı dar olması veya cinsel ilişkiye uygun olmaması
  • Fonksiyonel ve psikolojik nedenler ( vaginismus , disparoni- ağrılı ilişki- )
  • Antisperm antikorları (kadında eşinin spermlerini öldüren maddelerin bulunması)
  • Sebebi bilinmiyen kısırlık

IUI'nin yapılmaması gereken durumlar:

  • Erkekte hiç sperm bulunmaması durumunda ya da sayının 300.000 /mm3 den az olması veya normal yapıdaki spermlerin oranının%4’ün altında olmaması
  • Bilinen kanıtlanmış kalıtımsal hastalıklar
  • Spermatozoidlerde yapısal bozukluklar olması
  • Meni yollarına ait iltihabi hastalıkların varlığı
  • Artan genetik hastalık riski nedeniyle 50 yaşın üzerindeki erkeklerde uygulanmaması önerilmektedir.

IUI için spermin hazırlanması ve enjeksiyon tekniği;
Erkekten cinsel ilişki sırasında çıkan tüm sıvıya semen ismi verilmekte olup içinde sperm yollarından katılmış salgılar, spermler, beyaz kan hücreleri, dışarıdan bulaşmış bakteriler ve hücresel artıklardan oluşmaktadır. Biyolojik ortamda bu sıvı içindeki spermler rahim ağzından bir süzme işlemi ile ayrılır ve kadının rahim içerisine girip tüplerine ulaşır. İşte sperm hazırlama tekniği doğal olarak yapılan bu işlemi vücut dışında taklit etmekten ibarettir. Sperm vücut sıvılarından ve bulaşmış bakterilerden ayrılır, hızlı ve kaliteli spermler bazı fiziksel yöntemlerle seçilirek bir enjektör içerisine çekilir.

Bu spermler aşırı sıcak ve soğuğa maruz kalmadan mümkün olduğu kadar kısa bir süre içinde yumurtlama takibi ile yumurtladığı tespit edilen veya yumurtlaması beklenen kadının rahmi içerisine bir katater aracılığı ile rahim ağzından verilir. Bu işlem sırasında kadın jinekolojik masada normal muayene pozisyonunda yatar, lokal veya genel anesteziye genellikle gerek yoktur. Rahim ağzının yapısı ve rahmin derinliği kateter seçiminde önemlidir. Inseminasyon yada İVF karar verme aşamasında hastaya gerçek uygulamayı yapmadan evvel muayene esnasında kateter uygulaması yapılarak kateterin geçişi ve rahmin pozisyonu açısından hastanın dosyasına bir not almakta fayda vardır.

Aşılama işlemi sırasında kadının idrar torbasın doldurularak rahmi arkaya itmesi sağlanmalı ve kateterin rahmin içini kanatması, tahriş etmesi işlemi dikkatli ve zorlamadan yaparak önlenmelidir. IUI yapıldıktan sonra kadının 10-20 dakika yatması önerilse de , spermler zaten rahim içerisine verildiğinden IUI’dan sonra sırtüstü yatmanın gebelik şansını artırmadığı bildirilmektedir.

Sperm hazırlanması 2 saat kadar , IUI (aşılama ) yapılması ise birkaç dakika süren ağrısız bir işlem olup işlemden sonra hastanın 20-30 dakika kadar istirahat yapması sağlanmalıdır.

Üremeye Yardımcı Tekniklerin Uygulanması İçin Koşullar:
Ülkemizde,bir çok ülkede olduğu gibi yardımcı üreme merkezi açabilmek için Sağlık Bakanlığından ruhsat almak zorundadır. Tedavi edilecek hastalarda da

  • Kadının yaşının 40 ın altında (çok özel şartlarda 45 ) olması
  • AIDS testinin ve Hepatit testlerinin negatif olması
  • Kısırlık probleminin diğer metodlarla çözümlenememiş olması şartı aranır.

Bu şartlar ruhsat almanın dışında tıbbi ve etik açıdan doğru bir yöntemdir. Eğer hasta diğer metodlarla tedavi olanağı bulamıyacağı kesin ya da yapılan uygulamalara veya tedavilere rağmen gebelik meydana gelmediyse ve gebeliği önleyecek herhangi bir hastalık söz konusu değilse uygulanmalıdır. İşlemin yapıldığı sırada çiftte bebeğe geçecek bulaşıcı veya kalıtsal bir hastalık olmaması gerekmektedir. Kalıtsal hastalıklardaki üremeye yardımcı yöntem uygulamalardan ileride bahsedeceğiz.

alıntı

10 Aralık 2008 Çarşamba

ovulasyon hesaplama

OVULASYON HESAPLAYICISI

Yumurtlama gününün hesaplanmasında adet günleri 28 günde bir olduğunda hesaplamak kolaydır.Ama adet günleri arasında süreler değiştiğinde yumurtlama gününü hesaplamak daha zordur.Yumurtlama gününün doğruya yakın hesaplamak için son 3 adet günleri başlangıçlarını hesaba katmak gerekmektedir.

Son adet kanamanızın başladığı gün:
Son adet tarihini yazıp hesapla derseniz olası yumurtlama gününüz ortaya çıkacaktır.Bundan önceki adet günlerini bilmiyorsanız hesaplama size adetleriniz 28 günde bir olarak sonucu verecektir.
Bir önceki adet kanamanızın başladığı gün:
Son adet tarihi öncesi adet kanaması başlangıcını bilmiyorsanız bunu yazmayın, ama hesaplama adet günleriniz düzenli 28 günde bir olarak hesaba katacaktır.
Daha önceki adet kanamanızın ilk günü:
3 ay evvelki adet tarihinini kesin olarak bilmiyorsanız yazmayınız.Hesaplama size adet günlerinizi düzenli ve 28 günde bir gibi sonuç verecektir.
(yaklaşık 3 ay önceki)
Adet kanamalarınız ortalama: günde bir olmakta
Bir sonraki adet kanamanız muhtemelen : tarihinde olacaktır. (ay/gün/yıl formatında)
Gebelik riski başlangıç tarihi:

ay/gün/yıl formatında


Gebelik riski
başlangıç tarihi

Olası Yumurtlama Günü




LÜTFEN DİKKAT!!!
Bu hesaplayıcı sizlere sadece bir fikir vermek amacıyla hazırlanmıştır. Bu hesaplamalarda her zaman hata payı olabilir.
BU HESAPLAYICIYI GEBELİKTEN KORUNMAK İÇİN KULLANMAYINIZ!!!

21 Kasım 2008 Cuma

Kısırlık tanısında kullanılan yöntemler

KADININ DEĞERLENDİRİLMESİ

Yapılması mutlaka gerekli olan tetkikler

  • Öngörüşme, Jinekolojik muayene ve ultrasonografi: Kısırlık nedeni olabilecek hormonal yapıya ait ipuçları araştırılır (kilo, kıllanma, memelerden süt gelmesi, büyümüş tiroid bezi vs.), üreme sistemi, yumurtalıklar ve rahim ultrasonafi yardımı ile değerlendirilir. Üreme organlarına ait enfeksiyonlar, bu sistemin yapısal bozukluklarının bir kısmı , rahime ait miyom polip gibi urlar ve rahim için tabakasınınnın (endometrium) özellikleri, yumurtalıkların yapısı, kistleri teşhis edilebilir.

  • Kadında hormon tetkikleri: FSH, LH, PRL, TSH, E2

  • HSG (Histero-salpingo-grafi, Rahim kanallarının filmi) : Rahim ağzından verilen ilaçlı maddenin rahim boşluğunu doldurup kanallardan geçerek karın boşluğuna dağılışı bir dizi röntgen filmi ile tespit edilir. HSG olarak adlandırılan bu tetkik rahim kanallarının geçirgenliği hakkında bilgi verir ve rahim boşluğunun şekil bozuklukları ve yer kaplayan oluşumlarının tanınmasını sağlar. Kanalların her ikisinin de tıkalı olması kesin kısırlık nedenidir ve tüp bebek yapılmasını gerektirir. kanallardan bir tanesi açık diğeri kapalı ise gebe kalma şansı azalmakta, kısırlık ihtimali daha da artmaktadır. Bu gibi durumda aşılama tedavisi kadının yaşına, evlilik yılına, sperm analizine göre değerlendirilip, gerekirse tüp bebek yapılabilir.

Gerektiğinde yapılabilecek tetkikler:

  • Rahim boşluğunun değerlendirilmesi (Hidro-sonografi): Rahim ağzından verilen sıvının ultrason kontrolu altında rahim boşluğunu doldurması izlenerek, rahim içinde yer kaplayan oluşumlar tesbit edilebilir. Bu yöntem ile rahim içi dokunun gelişme durumu, polip, miyom gibi oluşumlar tesbit edilmektedir.

  • Laparoskopi: genel anestezi altında göbek altından 1 cm’lik bir kesi ile karın boşluğuna girilip optik bir sistem aracılığı ile karın içinin gözlenmesidir. Yumurtalık ve rahim kanallarının yapısal ilişkilerinin araştırılması, karın içindeki endometriozis odaklarının tespiti, ve gerektiğinde bazı cerrahi müdahalelerin açık ameliyata geçmeden yapılabilmesi için önerilebilir. Ancak gerekirse yapılmalıdır.

  • Histeroskopi: rahim içini ilgilendiren bir problemden şüphelenildiğinde uygulanır. Rahim kanalından rahim boşluğuna doğru ilerletilen bir optik sistem ile görüntü alınıp, cerrahi olarak problemin giderilmesini sağlamak üzere önerilen bir yöntemdir. Ancak gerekirse yapılmalıdır. Bu yöntemle, rahim içi direkt görülebilir, buradaki dokudan biyopsi, miyom veya polip gibi oluşumlar alınabilir.

ERKEĞİN DEĞERLENDİRİLMESİ

  • Sperm tetkiki: 3-4 günlük cinsel perhizden sonra mastürbasyon yoluyla verilen sperm, sayı, hareket özelliği ve yapısal durum bir çok yönden değerlendirilir. Sperm yıkama işlemi ile dölleme yeteneğinin arttırılması açısından sağlanan fayda araştırılır.

  • Muayene: Sperm tetkikinde tespit edilen soruna göre testislerin durumu değerlendirilir, varikosel, enfeksiyon gibi problemler araştırılır.

  • Erkekte hormon tetkikleri: FSH, LH, TESTOSTERON, FREE TESTOSTERON, PRL, TSH .

Kısırlık (İnfertilite) nedenleri

Günümüzde kısırlık artık çok nadiren düzeltilemeyecek bir nedene bağlı olabilir. Bunu gerçek kısırlık (sterilite) olarak adlandırıyoruz. Ör: Kadının erken menopoz'a girmesi (35 yaş altında), kadının rahiminin veya yumurtalıklarının ameliyatla alınmış olması, erkeğin hiç sperm üretememesi (azospermi) gibi. Bunların dışında kısır çiftlerde, üreme yeteneği değişik oranlarda azalmış olmakla beraber tedavi ile çocuk sahibi olmak mümkündür.

Kısırlık tedavisine başlamadan önce kadın ve erkeğin detaylı bir şekilde araştırılıp altta yatan nedenlerin ortaya çıkarılması gerekir. Bu araştırmalar sırasında önceden farkedilmemiş bazı hastalıklar ve yapısal değişiklikler de ortaya çıkabilmektedir. Yapılacak tedaviler de bu nedenlere göre planlanır. Bazen başka bir hastalık gebelik oluşmasına engel olabilir ve bu durumun tedavisi ile çocuk sahibi olmak mümkün olur.

Kadında Kısırlık:

Kadında gebelik oluşmamasının ana sebepleri adet ve yumurtlama düzensizlikleri, endometriozis, polikistik over, erken menapoz, rahim kanallarının kapalı olması veya üreme sistemine ait yapısal bozukluklar olabilir.

  • Yumurtlama düzensizlikleri:

Yumurtlama düzensizlikleri, kadın kısırlığının en sık görülen sebebidir. Yumurtlama, yumurtalıklarda gelişip olgunlaşan yumurtaların barındıkları içi sıvı dolu keseciklerden (folikül) atılması işlemidir. Yumurtlama olmaksızın döllenme ve gebelik oluşamaz. Seyrek veya sık adet görme veya hiç adet görememe yumurtlama ile ilgili problemi düşündürür. Ancak düzenli adet gören kadınlarda da yumurtlama düzensizliği olabilir.

  • Rahim kanalları hasarı:

Rahim kanallarının kısmen veya tamamen tıkalı olması halinde spermler yumurtaya ulaşamaz. Rahim kanallarına hasar veren olaylar arasında daha önce geçirilmiş karın içi veya üreme organlarına ait enfeksiyonlar, endometriozis, ameliyat sonrası oluşan yapışıklıklar veya geçirilmiş bir dış gebelik sayılabilir.

  • Endometriozis:

Endometriyozis, rahimin içini döşeyen ve adet görülen rahim içi dokunun, rahim dışında odaklar halinde bulunmasıdır. Normal yerleşiminin dışında bulunan bu odaklar, zamanla rahim tıkanmasına, veya yumurtlamanın bozulmasına neden olabilir. Endometrioz lu hastaların %70’i kısırlık problemi yaşamaktadır.

  • Rahim ağzı (Serviks) faktörü -Rahim faktörü:

İnfertiliteye sebep olan rahim problemleri arasında, şekil bozuklukları, enfeksiyonlar ve mukus kalitesinin iyi olmayışı, rahim ağzında (serviks) veya rahim içinde gelişen polipler sayılabilir. Polip ler iyi huylu, küçük, et beni gibi doku oluşumlarıdır. Kötü bir hastalıkla ilgileri yoktur, fakat bazen gebeliğe engel olabilirler.

Adetin değişik evrelerinde rahim ağzı salgısı (mukus) hormonların etkisi ile miktar ve kıvam olarak değişiklikler gösterir. Mukus, uygun nitelikte olmaması halinde spermin, kadın üreme yollarında ilerlemesine engel olabilir.

  • Miyom (myom):

Yapısal olarak iyi huylu rahim tümörleri olan myomlar da, büyüklüklerine, yerleşim yerlerine ve sayılarına bağlı olarak kısırlığa neden olabilirler.

  • İmmünolojik faktörler (Bağışıklık sistemi):

Kısırlıkta rol oynayan immunolojik faktörlerin tanısı zor, tedavisi ise sınırlıdır. Kadının servikal mukusunda bulunan sperme karşı antikorlar yani, bağışıklık maddeleri, erkeğin kendi spermine karşı oluşturduğu antikorlar, hatta döllenmiş yumurtanın rahime yerleşmesini engelleyen bağışıklık faktörleri kısırlığın nedeni olabilir.

  • Açıklanamayan -Nedeni izah edilemeyen Kısırlık:

Bazen, kadın ve erkekte yapılan muayene ve tetkiklere rağmen kısırlığı izah edecek bir neden bulunamaz. Özellikle bu durum, çiftlerde umutsuzluğa ve hayal kırıklığına yol açmaktadır. Kendileri üzüldükleri gibi, aile ve çevreye karşı bir eziklik hissetmektedirler. Ortada belli bir neden yokken çocuk sahibi olamamak bazan karı kocanın birbirini, hatta ailelerin birbirlerini suçlamasına yol açabilmektedir.

Erkekte Kısırlık:

Erkekte sperm hücrelerinin üretiminde sayısal azlık (oligosperm), hareket azlığı (astenosperm) veya yokluğu (azosperm), hücrelerin kümelenmeleri (aglütinasyon) gibi nedenler tek başına olabileceği gibi bütün bu faktörler bir arada bulunabilir. Bazen, sperm hücresi, sperm kanallarının tıkalı olması nedeniyle dışarı çıkamaz (tıkanıklığa bağlı azospermi) veya hücre yapımının olmayışı ile ilgili olan yapısal azospermi görülebilir.

Sperm sayı ve kalitesini etkileyen nedenler:

Sperm yapımı ve olgunlaşmasına ait problemler, erkek kısırlığı nedenleri arasında en geniş grubu oluşturur. Sperm hücreleri, yeterli sayı, şekil veya hareket özelliklerinde olmamaları nedeniyle yumurtayı döllemeyebilirler.

Spermatogenez (sperm yapım ve olgunlaşması) üzerine olumsuz etkisi olan birkaç faktör vardır.

  • Bazı enfeksiyon hastalıkları üreme organlarını etkileyerek testislerde sperm yapımını bozabilirler. Ergenlik çağından sonra geçirilen kabakulak hastalığının %25 oranında infertiliteye sebep olması en iyi bilinen örnektir.

  • Hormonal eksiklikler: Sperm yapımını sağlayan FSH ve LH hormonlarındaki düzensizlikler en sık görülen şeklidir.

  • İmmünolojik bozukluklar: Bazı erkekler, kendi spermlerine karşı antikorlar oluşturarak, sperm hareketlerinin bozulmasına veya aglütinasyonlara (spermlerin başlarından veya kuyruklarından yapışarak hareket yeteneğini kaybetmesi) neden olabilirler.

  • Varikosel:Testisler skrotum adı verilen torba yapıları içinde bulunurlar. Skrotumdaki venlerin varisleşmesi (varikosel) de sperm kalitesini bozabilir. Varikosel, erkek hastalarda %21-41 oranında görülür. Benzer bir durum bacaklarda damarların genişlemesi ile olan varislere benzer. Testiste olduğunda varikosel adını alır. İleri derecelerde ağrıya neden olabilir.

  • Çevresel faktörler ve hayat tarzı sperm kalitesini etkileyebilir. Çalışma ortamındaki uçucu gazlar (boya, mobilya, akü sanayi), radyasyona maruz kalma ve bazı kanser tedavileri de geçici veya kalıcı olarak sperm yapımını durdurabilir.

  • Genetik olarak bazı erkeklerin Y kromozomunda bulunan gen değişiklikleri, sperm hücrelerinin azlığı veya yokluğuna neden olabilir.

Sperm kanallarında tıkanıklıklar:

Sperm kanallarındaki tıkanıklıklar, spermin geçişine kısmen veya tamamen (oligospermi, azospermi) engel olabilir. Bu durum doğuştan olabileceği gibi daha sonra oluşan enfeksiyonlara ve ameliyat yan etkilerine bağlı olarak da ortaya çıkabilir.

Cinsel ilişkiye ait problemler:

Empotans (sertleşme problemleri) veya erken boşalma, bu grupta yer alan sebeplerdir.

Eğer bir gebelik düşünüyorsanız;

Hekiminize gebe kalmadan önce gidip muayene olmanızda fayda var. Muayene sonrası genital bölgenizle ilgili pek çok problem giderilecektir. Çünkü, pek çok tedavi yöntemi ve ilaç gebeliğinizde bebeğiniz üzerinde olumsuz etkilerinden dolayı gebelik süresince uygulanamaz.

Gebelik öncesi bazı tahlilleri yaptırmanız gebelik izleminizde oldukça kolaylıklar sağlayacaktır.

Bu testler:
Kan grubu
Pelvik ultrasonografi
Tam idrar tahlili
Tam kan sayımı
Rutin biyokimya (Açlık kan şekeri, üre, kreatinin, SGOT, SGPT),
Kanama profili (Kanama ve pıhtılaşma zamanları, APTT, PTT, fibrinojen)
TORCH testleri (Toxoplasma, Kızamıkçık, Sitomegalovirüs, Herpes)
(gerekirse) serum B12 ve folik asit düzeyleri olarak özetlenebilir.

Ancak önceki gebeliklerinizde bir takım problemler ortaya çıkmışsa veya anne-baba adaylarının önceden sistemik bir rahatsızlıkları varsa daha özel testler de hekiminiz tarafından istenebilir. Bu durumda gebeliğiniz “riskli gebelikler” grubuna girecektir.

Gebelik öncesi diş problemleriniz varsa bunları önceden halletmenizde fayda vardır. Çünkü gebeliğinizle birlikte bu problemleriniz artabilir.

Gebelik öncesi hemoroid, anal fissür gibi makadla ilgili problemleriniz varsa bunların önceden giderilmesi gebeliğiniz süresince size rahatlık sağlayacaktır.

Gebe kalmadan yaklaşık 3 ay önce başlayıp gebeliğin en az ilk 4 ayı boyunca kullanılan folik asit hapları “ nöral tüp defektleri” adı altındaki bir grup rahatsızlıktan bebeğinizi koruyacaktır. Bu yüzden gebelik öncesi folik asit içeren hapları kullanmanızda fayda var. Kullanım şekli ve dozları konusunda hekiminize danışınız.

Gebe kalmadan önce psikolojik durumunuzun da iyi olmasına dikkat ediniz.

Gebelik yalnızca bir rahim ve içinde büyüyen bir bebekten ibaret değildir. Vücudunuzdaki tüm sistemler ile birlikte sizin ruhsal durumunuzu da etkileyecek olan bir süreçtir. Gebelikte salgılanan hormonlar sizi daha alıngan, gergin ve sıkıntı hale getirebilir. Onun için gebeliğe hazır olmanız ve kendinizi psikolojik açıdan yeterli hissetmeniz son derecede önemlidir.

En az bir yıl süresince düzenli ilişkiye rağmen gebe kalamıyorsanız hekiminize başvurun. İnfertilite (kısırlık) probleminiz olabilir.

“Hekiminizi seçerken ilk koşulunuz ona güvenmektir”.
Gebelik izlemleriniz için en ideali, güvenebildiğiniz ve konusunda tecrübeli tek bir hekiminizin olmasıdır. Çok sayıda hekim değiştirmek üzerinizde olumsuz bir etki yaratacaktır. Hekiminizi seçerken bilgisine güvenmeniz ve tecrübeli şekilde doğumunuzu yaptıracağına inandığınız birisinin olmasına dikkat ediniz.

Gebeliğinizi başından sonuna kadar izleyen bir hekimle aranızda zaman içinde bir güven bağı oluşacaktır, bu şekilde özellikle son aylarınızdaki doğumunuzla ilgili endişelerinizi azaltacaktır.

Doktorunuzu seçerken onun tıptaki son yenilikleri takip edip etmediği, sorularınıza tatminkar ve yeterli cevaplar sunup sunmadığı, size yeterli zaman ayırıp ayırmadığı, istediğiniz anda ona rahat bir şekilde ulaşıp ulaşamamanız, iş yerinin hijyenik ve teknolojik olarak yeterli donanıma sahip olup olmadığı gibi soruları içinizden değerlendirin.

Gebelik ne zaman başlar?

Gebelik; yumurtalıklardan atılan
yumurtanın (ovum), erkekten gelen
spermle döllenmesi sonucu oluşan
embrionun gelişimi ile birlikte annede
oluşan değişikliklerin tümünü kapsayan
bir süreçtir.

Rahim içindeki bebeğe; 8. haftaya kadar "embriyo", 8.haftadan doğuma kadar ise "fetus" adı verilir.

Yine, 8. hafta sonuna kadar olan
dönem “embriyonik dönem”, bu tarihten
doğuma kadarki dönemeyse “fetal dönem” denir.

Gebelik sürecindeki bu değişiklikler, annenin yalnızca iç genital sistemi ile sınırlı kalmayıp; tüm gastro-intestinal sistemini, iskelet-kas sistemini, üriner sistemini, endokrin sistemini, kardiovasküler sistemini, merkezi ve periferik sinir sistemini, solunum sistemini, meme ve süt kanallarını, kan biyokimyası ve hemodinamik yapıyı önemli ölçüde etkiler.

Normal bir gebelik kaç gün sürer?
Pratikte normal bir gebelik sürecinin, son adet tahinden itibaren 40 hafta (280 gün) ve ovulasyondan (yumurtlamadan) itibaren 38 hafta sürdüğü düşünülerek hesap yapılsa da, tüm gebeliklerin ancak %5’i tam olarak bu süre sonunda doğumla sonuçlanır.

Bebeğinizin tahmini doğum tarihini hesaplayabilirsiniz…
Tahmini doğum tarihi; son adet tarihini kesin olarak bilen, hamilelik öncesi adetleri düzenli olan ve hamile kalmadan hemen önce doğum kontrol hapı kullanmamış olan gebelerin son adet tarihlerine göre hesaplanabilir.

“Son Adet Tarihi (SAT)”, her zaman için son görülen adetin ilk günüdür. Hesaplamadaki kolaylığı ve netliği nedeniyle ay olarak belirtme yerine gebelikte hafta hesabı yapmaktayız.

”Nagele yöntemi” adını verdiğimiz method ile, son adet tarihini kesin olarak bilen bir hastada bu tarihe “gün kısmına 7 eklenmesi ve ay kısmından 3 çıkartılması” ile tahmini doğum tarihi hesaplanabilir.

Örneğin;
Son Adet Tarihi (SAT)= 10.12.2002.
Tahmini Doğum Tarihi (TDT)= 17.09.2003. Demek ki gebe bu tarihte tam 40 haftalık olacaktır.

Gebelik haftanızı otomatik hesaplayıcımız ile hesaplayabilirsiniz >>>

38 hafta ile 42 hafta arası doğan bebekler normal kabul edilirken 38 haftadan önce doğanlar preterm, 42 haftadan sonra doğanlar postterm (sürmatür, gün aşımı) olarak adlandırılır.

Prematürite ise bebeğin yaşını değil gelişimini anlatan bir ifadedir. Örneğin 36 haftalık doğan bir bebek preterm olmasına yani erken doğmasına rağmen eğer akciğer gelişimini tamamlamış ise prematür değildir.

Gün aşımına uğrayan gebeliklerde de bebeği bazı riskler bekler ve doğum 42. haftadan sonra daha fazla ertelenmemelidir.

Gebeliğin erken bulguları nelerdir?
Gebeliğin en önemli bulgusu adet gecikmesidir. Ancak her adet gecikmesi (adet retardı) gebelik anlamına gelmez.

Yaşam tarzındaki herhangi bir değişiklik, çeşitli rahatsızlıklar, diyet, iklim, stres ve depresyon şeklindeki psikolojik durum değişiklikleri gibi pek çok faktör adet gecikmesine neden olabilir.

Gebeliği düşündüren bulgular
1. Adet gecikmesi
2. Ağızda tat değişikliği
3. Bulantı & Kusma
4. Memelerde dolgunluk ve hassasiyet
5. Halsizlik
6. Sık idrara çıkma
7. Karında büyüme

Gebeliğin olası bulguları
1. Gebelik testleri
2. Rahimin (uterus) büyümesi

Gebeliğin kesin bulguları
1. Bebeğin kalp atımlarının duyulması
2. Bebek hareketlerinin hissedilmesi
3. Ultrason incelemesi


Bebek sahibi olmak için bir kadın için
en uygun olduğu yaş aralığı 18-25
yaşlar arasıdır. Bu dönemin
başlangıcında kadının kendi vücudu
gelişimini tamamlamıştır ve bir
bebek gelişimi için uygun hale gelmiştir.

Yaşınız ya da pozisyonunuz ne olursa olsun gebe kalmak istediğinizde ya da gebe olduğunuzu düşündüğünüzde mutlaka uzman bir hekime müracaat etmelisiniz.

30 yaşından sonra gebe kalma (infertilite) problemleri artarken, 35 yaş sonrasında bu problemlere anne ve bebek yönünden gebeliğin getirdiği sorunlar da eklenir.

Gebelik Testleri
Gebe olduğunuzu ne kadar erken öğrenilirse, gebelik ile ilgili izlemler o kadar erken başlanabilir. Bu nedenle adet gecikmesi olan her kadın zaman geçirmeden gebelik testi yaptırmalıdır.

Gebeliğin oluşması ile birlikte gebelik materyalinden bazı hormonlar salgılanmaya başlar. Bu gebeliğe özgü hormonlar kadının adet siklusunu kesintiye uğratır ve kadın gebelik süresince adet görmez.

Kanda ve idrarda bu hormonların (HCG hormonu) tayini ile gebelik teşhisi konulabilir. Kanda bakılan hormon testi, henüz bir adet gecikmesi olmadan önce bile gebeliği gösterebilir. İdrarda ise sıklıkla 7 günlük bir gecikmeden sonra gebelik saptanabilir.

Piyasada “prediktör” adı altında satılan ve kişinin kendi kendine uyguladığı testlerin güvenirliliği laboratuardakilere oranla biraz daha düşüktür. Bu nedenle adet gecikmesi olan ve kendi kendine yaptığı test negatif çıkan kadınlar da hekimlerini konu hakkında bilgilendirmeli ve onun önerilerine uymalıdırlar.

Genel bir prensip olarak her adet gecikmesi durumunda önce gebeliğin olup olmadığı ortaya konulmalı ve ondan sonra duruma göre davranılmalıdır.

Ne sıklıkta doktor kontrolü ?
İdeal olanı, gebe kalmayı düşünen bir kişinin “gebe kalmadan önce” bir uzman hekime muayene olması ve bir takım testleri yaptırmasıdır. Bu şekilde en uygun durumda gebeliğe başlanmış olacak ve gebelikteki bir takım soru işaretleri giderilecektir.

Gebelik izlemleri ise gebeliğin riskine göre değişmekle birlikte, normal ve risksiz bir gebelikteki alışılagelmiş uygulamalarda;

İlk muayeneye gebe olduğunuzu öğrenir hemen başlanır, sonra
32. haftaya kadar ayda bir
32-36 haftalar arası 15 günde bir
36. haftadan doğuma kadar da doktorunuzun uygun göreceği sıklıkta (genellikle haftada bir) devam edilir.

Gebelik izlemlerinde bazı tarama testleri de yapılır, bebeğin gelişimi kontrol edilir ve standartlara uygun olup olmadığı saptanır, bebekte ya da gebelikte olası bir anormallik saptanır ise buna yönelik tedaviler uygulanır.

Bebeğiniz ve kendi sağlığınız için gebelik süresince hekiminizi düzenli olarak ziyaret etmeyi ihmal etmeyiniz.
alıntı

16 Kasım 2008 Pazar

Gebelikte şeker hastalığı riskli

Prof. Dr. Metzger, gebelikteki kan şekeri seviyesinin anneye etkisinin araştırıldığı çok merkezli araştırmaya, çeşitli ülkelerdeki 5 etnik ırktan 25 bin kadının katıldığını söyledi. Araştırmaya göre kadınlarda diyabetin en çok Hindistan ve Pakistan’da görüldüğünü belirten Prof. Dr. Metzger, Çin, Japonya ve Kore’de ise gebelikteki şeker hastalığının diğer ülkelere göre daha yaygın olduğunu kaydetti.

GEBELİĞE VE ANNEYE ETKİSİ
Gebe kadınlarda insülin direncinin arttığını ve bunun kalıtsal fonksiyon bozukluklarının ortaya çıkmasına yardımcı olduğunu bildiren Prof. Dr. Metzger, “Gebeliği, şeker hastalığı için yapılmış bir stres testi olarak görmek mümkündür” dedi.

Annedeki kan şekeri seviyesi ile gebelik olumsuzlukları arasında bir ilişki olduğunu ifade eden Prof. Dr. Metzger, gebelikteki kan şekerinin, hamilelikle bağlantılı riskleri doğrudan artırdığını vurguladı.

Prof. Dr. Metzger, gebelikte şeker hastalığının erken doğum riskini ve sezaryenle doğum yapma zorunluluğunu ve doğumdan sonra diyabet geliştirme riskini artırdığını, Chicago’da gebelik sonrası diyabet geliştiren kadınların hemen yarısının 40 yaşın altında olduğunu söyledi.

“BEBEKTE AŞIRI KİLOLARA NEDEN OLUYOR”
Gebelikte şeker hastalığının bebekleri de olumsuz etkilediğini belirten Prof. Dr. Metzger, “Anne karnında yüksek kan şekerine maruz kalan bebekte, hem obezite hem de ileri yaşta diyabet gelişimi riski artış göstermektedir. Gebelikteki şeker hastalığı, bebeklerin aşırı kilolu ve yağlı doğmalarına neden oluyor” diye konuştu.

Prof. Dr. Metzger, bu bebeklerin kan şekerlerinin doğumda düşük seviyeye indiğini ve bu nedenle diğer bebeklere göre daha çok özel bakım ünitelerinde tedavi gördüklerini kaydetti.

TEK TİP TEDAVİYE DOĞRU
Araştırmanın çok sayıda ülkede binlerce kadın üzerinde yapıldığına dikkati çeken Prof. Dr. Metzger, gebelikteki şeker hastalığının, gebeliğe ve anneye olumsuz etkisi üzerinde ırklar arasında da farklılık saptanmadığını söyledi.

Gebelikteki şeker hastalığının kadınlar üzerindeki risklerinin tüm dünyada aynı olduğunu bildiren Prof. Dr. Metzger, şöyle devam etti:
“Bu nedenle gebelikteki şeker hastalığının hem tanısı, hem tedavisi için dünya çapında tek tip yaklaşım benimsenebilirse kuşaktan kuşağa aktarılan şeker hastalığının giderek artan döngüsünü kırmak mümkün olacaktır. Bu araştırma tüm etnik ırk gruplarında aynı sonuçları verdiği için, konuya yönelik ortak yaklaşımın benimseneceğini gösterdi.”

Prof. Dr. Metzger, gebelikte şeker hastalığının beslenme şeklindeki değişikliklerle tedavi edilebildiğini, bazı hastalarda ise ilaç ve insülin tedavisine ihtiyaç olabildiğini belirtti.

Gebelikte şeker hastalığı, anne ve bebekte kalıcı diyabet riskini artırdığı gibi kadında erken doğuma, bebekte ise aşırı kiloya neden oluyor.

hamilelikte bulantı ve kusmalar

Hamilelikte bulantı ve kusmalar kabusunuz olmasın

Kadın yaşamının belki de en güzel, en mutlu ve en önemli zaman dilimi olan gebeliğin ilk günlerinde başlayan bulantı ve kusmalar pek çok hamilenin korkulu rüyası olabiliyor.



NTV-MSNBC
Güncelleme: 17:26 TSİ 07 Mart 2008 Cuma

İSTANBUL - Gebelerin yaklaşık yüzde 80’inde görülen bulantı ve kusma şikayetleri genellikle ilk adet gecikmesinin birkaç gün sonrasında başlar ve giderek artarak 8. gebelik haftasında dayanılması en zor günlere ulaşır. Daha sonra yavaşça azalan bulantı ve kusmalar 14. gebelik haftası civarında ise sona erer.

Gebelik bulantısının oldukça inatçı, tedaviye dirençli ve sinsi bir şekilde nerede ise tüm gün boyu süren tatsız bir duygu olduğunu, kusmaların ise genellikle sabah saatlerinde daha yoğun olduğunu söyleyen Türk Böbrek Vakfı Hizmet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op.Dr. Meltem Eğilmez, “Kişiden kişiye çok değişik günlük salınımlar gösteren bulantı ve kusma döneminin bitişi de aynı şekilde çeşitlilik gösterir” diyerek şu bilgileri veriyor:

Ani bir şekilde sona eren dönemlerin yanı sıra nerede ise tüm gebelik dönemine yayılan bulantı ve kusmalar da söz konusu olabilir. Gebelik bulantıları genellikle ilk gebelikte daha yoğun olur. Ancak aynı kadının hamilelikleri arasında bulantı süre ve sıklığı açısında ciddi farklılıklar görülebilir.

Çoğul gebelikler, önceden araç tutması rahatsızlığı olanlar, anne ve kız kardeşlerinde gebelik kusması öyküsü olanlar ve migren hastalarında bulantı ve kusmalar daha yoğun olarak ortaya çıkabilir. Gebelikte görülen bulantı ve kusmanın nedeni tam olarak aydınlatılamamakla birlikte psikolojik faktörlerle hormonal değişimlerin ortak ürünü gibi görülmektedir. Kanda betahcg ve estrogen hormonlarının yüksek oranda bulunduğu ikiz gebelikler ve üzüm gebeliklerde bulantı ve kusma da çok daha şiddetli bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

SAĞLIKLI GEBELİĞİN İŞARETİ Mİ?
Merkezi sinir sistemindeki bulantı merkezinin hassasiyeti artar ve daha önceki yaşamda etkili olmayan pek çok uyaran ile bulantı ve kusma tetiklenir hale gelir. Bunlar arasında kokular, besin maddelerinin tatları, ağız boğaza değen fırça gibi yabancı cisim uyaranları en sık rastlananlardır. Halk arasında bulantı ve kusmanın sağlıklı gebelik işareti olduğuna dair yaygın bir inanış vardır. Bu tam anlamı ile doğru olmamakla birlikte fetusun yaşamadığı gebeliklerde betahcg seviyelerinin düşmesine bağlı bulantılarda hızlı bir azalma yaşandığı da bir gerçektir. Ancak bulantının ne zaman geçeceği her gebeliğe özel olduğundan bulantıların bitmesini kesinlikle fetusun yaşamadığı yönünde yorumlamak da doğru olamaz.

Gebelik bulantı ve kusmasının tedavisinde iki basamak vardır. Bunlardan ilki gebeyi bulantı uyaranlardan mümkün olduğunca uzak tutmaktır. Rahatsız eden kokular (yemek, sigara, parfüm, v.s.), mutfak ortamı, hatta kendi ev ortamından uzaklaştırmak bile gerekebilir. Mümkün olduğunca az ve sık öğünler, sabah saatlerinde kuru gıda tüketimi, erken gebelikte sağlıklı beslenme konusunda ısrarcı olmamak ve bulantı uyaran yiyecek maddelerini bir dönem tüketmemek, çok gerekli olmadıkça multivitamin ve kan ilacı benzeri mide irritasyonu yapacak ilaçların kullanılmaması, mide yanma ve ekşimelerinin yoğun olduğu dönemlerde soda ve soğuk içeceklerin tüketimi işe yarayabilir. İkinci sırada doktorun uygun gördüğü dozda B6 vitamini, bulantı önleyici ve mide asidini azaltıcı ilaç tedavileri gelir.

AŞIRI GEBELİK KUSMASINA DİKKAT
Aşırı gebelik kusmasında ise durum çok farklıdır. Her gebede görülmesi doğal olan bulantı ve kusmalar aşırı olduğunda vücutta doku ve hücre içi suyunun azalmasına yol açacak bir boyuta erişebilir ve bu durum tüm sistemleri ciddi şekilde olumsuz etkileyen, hastane koşullarında tedavi gerektiren ciddi bir gebelik komplikasyonu haline dönüşür.

Vücuttaki tüm sistemlerin çalışmasında sıvı ve elektrolit dengeleri çok önemli rol oynar. Tüm kasların düzenli kasılmaları, kalbin çalışması, iç organ fonksiyonlarının sürdürülmesinde sıvı - elektrolit dengesi esas olup aşırı gebelik kusması zamanında müdahale edilmediği takdirde çok ağır sonuçlara yol açabilecek bir hastalık durumudur. Aşırı kilo kaybı, kan potasyum düzeyinin azalması, karaciğer fonksiyonlarında bozulma ve kan pH’sının alkaliye kaymasına kadar yol açabilen ağır hiperemesis gravidarum tablosu gebeliklerin yaklaşık binde ikisinde görülmektedir.

KUSMAYA NEDEN OLABİLECEK HASTALIKLAR
Hiperemesis gravidarum tespit edildiğinde hasta hemen hastaneye yatırılarak tedaviye başlanır. Ağızdan beslenme tamamen kesilerek kan biokimyası ve elektrolit düzeylerindeki dengesizlikler değişik serum kombinasyonları ile düzeltilmeye çalışılır. Bu arada merkezi sinir sistemi üzerinde etkili güçlü kusma engelleyici ilaçlar ile sıvı kaybının engellenmesine çalışılır. Kardioloji, iç hastalıkları, gastroenteroloji ve psikiyatriden hastanın yönlendirilmesinde yardım alınır.

Bu arada aşırı kusmaya yol açabilecek diğer sistemleri ilgilendiren hastalıkların da incelenmesi gerekir. Bunlar arasında en sık rastlananlar peptik ülser, safra kesesi taşı ya da kolesistit, pankreatit, piyelonefrit ve hipertiroidi sayılabilir. Hastanın şikayetleri tamamen ortadan kalkıp ağızdan beslenmeye başlanmadan ve kilo kaybı durmadan hastaneden taburcu etmemek gerekir. Genellikle yoğun bir tedavi protokolü ile ortadan tamamen kalkan ve gebeliğin devamında bebek üzerinde herhangi bir olumsuz etkisi görülmeyen hiperemesis gravidarum, çok nadir vakalarda anne hayatını kurtarmak için gebeliğin sonlandırılmasını gerektirecek kadar ciddi boyutlarda ortaya çıkabilir.

kaynak:ntvmsnbc.com

gebelikte kabızlık

Gebelikte Kabızlık


Gebelik surecinde bircok anne adayinin yasadigi ortak sorun kabizlik sorunudur, yazimizin devaminda gebelikte kabizligi onlemek icin yapilmasi gerekenleri ogrenebilirsiniz.

Anne adaylarının pek çoğunun ortak sorunudur gebelik döneminde kabızlık.

Hamilelikte oluşan hormonal değişiklikler, genişleyen uterusa (rahim) uyum sağlayabilmenizi kolaylaştırmak için kaslarınızı gevşetir. Bu gevşeme de bağırsak hareketlerinizin yavaşlamasına neden olarak kabızlığa yol açar.

Gebelikte kabızlıktan dolayı oluşan rahatsızlığınızı azaltabilmek için:
  • Posa içeriği yüksek besinler tüketebilirsiniz.
  • Su alımınızı artırabilirsiniz.
  • Kuru meyveleri belli miktarlarda tüketebilirsiniz.
  • Fiziksel aktivitelerinizi size uygun olacak şekilde ayarlayabilirsiniz.

15 Kasım 2008 Cumartesi

Hamilelik Belirtileri



Çoğu kadının hamileliğinin ilk bulgusu görülmeyen adet kanamasıdır.Fakat her kadın düzenli bir adete sahip olmayabilir. Adet kanamalarıhastalıklar, mevsimsel değişiklikler, stresten etkilendiği için diğer belirti ve bulgularında görülmesigerekir. En sık gözlenen belirtiler; ağrılı göğüsler,yorgunluk hissi, mide bulantısı, diğer mide şikayetleri, sık sık idrara çıkma isteği ve karında şişkinlik hissidir.
Bazı hamilelik belirtileri hamile olma olasılığınızın bulunduğunu,bazıları ise bu olasılığın yüksek olduğunu aklagetirir. Hiçbir erken belirti gebeliğin kesin işareti değildir.Aslında hamileliği kesin kanıtlayan ilk belirti bebeğinizin kalp atışlarıdır ki bu da duyarlı Dopler ultrason ile yaklaşık 10-12'' inci haftalararasında duyulabilir.
alıntı

HAMİLE OLABİLECEĞİNİZİ DÜŞÜNDÜREN İŞARETLER
BELİRTİ ORTAYA ÇIKTIĞI ZAMAN BAŞKA OLASI NEDENLERİ
Adet kesilmesi Tüm hamileliklerde Yolculuk, yorgunluk, stres, hamilelik korkusu, hormonsal sorunlar, aşırı kilo alma ya da verme, doğum kontrol hapını bırakma,emzirme
Sabah bulantıları Hamile kaldıktan 2-8 hafta sonra Yiyecek zehirlenmesi,gerginlik
Sık idrara çıkma Genellikle hamile kaldıktan 6-8 hafta sonra İdrar yolları iltihabı,gerginlik,şeker hastalığı
Sızlayan, ağrıyan, şiş göğüsler Hamile kaldıktan sonraki birkaç gün içinde Doğum kontrol hapları,adet günlerinin yaklaşması
Meme ucu çevresinin koyulaşması ve meme ucu çevresindeki küçük bezlerin kabarması Hamileliğin ilk üç ayı içinde Hormonsal dengesizlik
Önce göğüslerde sonra karında deri altında pembe mavi çizgiler Hamileliğin ilk üç ayında Hormonsal dengesizlik ya da önceki hamileliğin etkisi
Yiyeceklere aşırı istek duyma Hamileliğin ilk üç ayı içinde Kötü beslenme,stres,adet günlerinin yaklaşması
HAMİLE OLACAĞINIZA İLİŞKİN KUVVETLİ İŞARETLER
BELİRTİ ORTAYA ÇIKTIĞI ZAMAN BAŞKA OLASI NEDENLERİ
Rahim ve rahim ağzının yumuşaması Döllenmeden 2-8 hafta sonra Adet kanamasının gecikmesi
Rahmin ve karnın genişlemesi 8-12 hafta Tümör ve fibroidler
Aralıklı ve ağrısız kasılmalar Hamileliğin başında başlar, hamilelik ilerledikçe sıklığı artar Bağırsak kasılmaları
Bebeğin hareketleri İlk olarak hamileliğin 16-22. Haftasında fark edilir. Bağırsak gaz ya da kasılmaları
KESİN HAMİLELİK BELİRTİLERİ
BELİRTİ ORTAYA ÇIKTIĞI ZAMAN BAŞKA OLASI NEDENLERİ
Ultrasonda bebeğin görülmesi Döllenmeden sonraki 46. Haftada Yok
Bebek kalp atışı 10-20. haftada Yok
Karında hissedilen bebek hareketi 16. haftadan sonra Yok
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Huzur ve Sağlık Büyük Bir Zenginliktir

Huzur ve Sağlık Büyük Bir Zenginliktir

Bakılmaya Değer Yayınlar